22 Aralık 2010 Çarşamba

Kalite farkı

           Beşiktaş, Antalya Mardan Stadı’nda Konya Torku Şekerspor’u 3-2 mağlup etti. Cezası nedeniyle son iki maçını Antalya’da oynamak zorunda kalan Beşiktaş bu sefer sahadan galibiyetle ayrıldı.


        Tatil öncesi son maçta çıkarılabilecek en iyi kadroyu çıkaran Schuster , beklenilenin aksine revizyona gitmedi. Guti, Q7 , Tabata 3’lüsü orta sahayı ele geçirmeye çalıştı. Fakat her zaman en güçlü oldukları defans iyi değildi. Genç Furkan’ın ayaklarının titremesi Aurelio’nun kulaklarını çınlatmış olacak ki; 1. Yarı boyunca onun yanından ayrılmadı. Hal böyle olunca Konya ekibinin gerçekleştirdiği her atak tehlike yarattı. Konya Torku Şekerspor ilk yarıda o kadar gol kaçırdı ki tarihi fark kaçtı. Genç,dinamik, tecrübesiz bir takım olmaları en büyük eksiklikleri. Ama gerçekleştirdikleri her akın bilinçli ve kontrollü.
           “Futbolun adaleti yoktur” diye boşuna dememişler. İlk yarı boyunca hiçbir varlık gösteremeyen Beşiktaş,Aurelio ile 1-0 öne geçti. İlk yarı tam bitti derken  Guti ile farkı ikiye çıkardı ve soyunma odasına rahat bir şekilde gitti.İkinci yarı ise bambaşka bir görüntü karşıladı bizi. Konya ekibi bütün gücünü ilk yarı harcayınca bu sefer oyunun hakimiyeti siyah- beyazlı ekibe geçti. Özellikle sağ kanadı kullanarak ataklar gerçekleştirmesi golün habercisiydi. Nitekim Q7’nin muhteşem pasıyla( izlenmenizi şiddetle tavsiye ederim ) buluşan Aurelio topu 2. Yarı oyuna dahil olan Fink’e indirdi. O da bu teklifi geri çevirmeyerek skoru 3-0’a getirdi.
          İlk yarının tam tersi görüntüler bizi maç boyunca şaşırtmaya devam etti. Özellikle Ali küçik öyle goller kaçırdı ki zannımca kapasitesini de ortaya koydu. Kimse ‘daha yaşı küçük’ diye kendisini kandırmasın. Onun yaşındakilerin Avrupa’nın sayılı klübünde banko oynadığını düşünürsek ne demek istediğim daha iyi anlaşılır. Sezgileri kuvvetli değil,son vuruşlarında eksikleri çok belirgin. Beşiktaş gibi bir takımda iyi bir yedek olması bile şüpheli.
           Beşiktaş bu sezon ilk defa taraftarlarına rahat bir maç izletiyor derken sözümüzü  Konya ekibi Hasan Fidan’ın attığı golle kesti. Sol taraftan gelen ortayı iyi değerlendiren Hasan, takımının ilk golünü attı. 87. Dakikada da farkın 1’e inmesi son dakikaların hiçte kolay geçmeyeceğinin habercisiydi.Konya ekibinin umudu artsa da kalite farkıyla Beşiktaş maçtan galibiyetle ayrılmasını bildi.


Göze çarpanlar:
 
Ersan: Beşiktaş’ın defansı sağlam ayaklarda… Gerçekten defansın süpürgesi.
Q7: Farkını ortaya yine koydu. Özellikle 3. Golde atığı pas, parmak ısırttı.
Ali Küçik: Beşiktaş’ın oyuncusu olduğunu düşünmüyorum.Herhangi bir Anadolu takımında belki oynayabilir.
Anıl: 1. Yarı Beşiktaş’ın sol kanadını felç etti. Anlaşılmaz bir şekilde 2. Yarı oyundan alındı.
 Guti: O oynayınca her şey güzel. Özellikle Q7 ile yakın oynaması siyah beyazlı ekibe ayrı bir hava katıyor.

20 Aralık 2010 Pazartesi

Tatsız tuzsuz


             Beşiktaş,cezası nedeniyle Antalya Mardan stadı'nda  karşılaştığı  Gaziantepspor  ile 1-1 berabere kaldı.

 
             Şimdiye kadar 48 kez  karşılaştığı Gaziantepspor’u 24 kez yenen Beşiktaş yine aynı parolayla maça başladı. Takım o kadar eksikti ki sakatlarla bir takım kurulsa şampiyonluğa oynayacak bir ekip olabilirdi.Artık Beşiktaş’ı çözen rakip teknik direktörler,Q7’nin olduğu kulvarı 2 kişiyle savundular. Durum böyle olunca Schuster , Q7’yi serbest oynatmaya başladı  ama bu sefer de değişen bir şey olmadı. İki takımda koca ilk yarı tek pozisyon bulamadı. Allah’tan maç Antalya’da oynanıyordu. Zira kalecilerin hasta olmaması içten bile değildi.
            Gaziantepspor ise “kontrollü oynayayım olur da bir gol atarsam süper olur” havasındaydı. Ayağa paslarla Julio Cesar’ı kaçırmaya çalıştılar ama çoğu pozisyonda ya bu oyuncu ofsaytta takıldı ya da bencillik yapıp pozisyonları harcadı. Olcay’ın etkili futboluyla Beşiktaş’ı oldukça hırpalayan Antep ekibi ileride poziyon bulmakta zorluk yaşadı. Defans bloğu ileri çıkmayarak olası Q7 tehlikesine karşı önlem aldı. Hal böyle olunca da oyun tıkandı.
          Sezon başında kime sorsanız kaleci sorunu yaşamayacak tek takımın Beşiktaş olduğunu söylerdi. Ama şu an en problemli takım desek yanlış olmaz. Rüştü’nün futbol hayatının bittiği söyleniyor. Hakan kayıplarda. Cenk ise istikrar yönünden sorun yaşıyor. Bu maçta dürttüğü ! top asist oldu. Olcay’da geri çevirmeyerek takımını öne geçirdi. “Ben kurtardım arkadaş gerisi defansın işi” deyip kurtuldu işin içinden bir anlamda Cenk.
           Beşiktaş  5 dakika sonra genç Ali’nin golüyle beraberliği yakaladı.Bu dakikadan sonra baskısını iyice arttıran siyah-beyazlı ekip,  öne geçecek poziyonlar da buldu. Hilbert, Fink,Tabata,Q7 öyle goller kaçırdılar ki taraftar olsaydı işleri hiçte kolay olmazdı. İlerleyen dakikalarda da gol sesi çıkmayınca iki takımda el ele tatile çıktı…

Göze çarpanlar: 


Q7: Hala sakatlığının etkisinde. Pozisyonlara korkarak giriyor. 

Olcay: Takımını bir maestro gibi yönetti. Güzel futbolunu güzel bir golle süsledi.

Tabata: Adeta "beni gönderin" diye bas bas bağırıyor.

Cenk: Kalede güven vermiyor.

18 Aralık 2010 Cumartesi

Kocaman bir Alex.

                         Fenerbahçe, Şükrü Saraçoğlu Stadında Sivasspor’u Alex’in 77. Dakikasında attığı golle yendi.

                 Hava soğuk mu soğuk. Para verseler maç yapmam diyebileceğiniz mükemmel! bir gün… Tabi sahadakiler milyon dolarlar alınca iş değişiyor. Ankaragücü gazisi Fenerbahçe, ligin ilk yarısını galibiyetle bitirmenin hesaplarını yapadursun Sivasspor’da “ne koparırsam kardır” hesabında.Beşiktaş’tan alıştığımız revizyon bu sefer Fenerbahçe’ye vurmuş gibi. Emre Belezoğlu tamam kart cezalısı ama neden Diego Lugano yok? Genç Gökay acaba Emre’nin yerini doldurabilecek mi?

             

                         Sivasspor ise kan kaybetmeye devam ediyor. Bu maça kadar deplasmanda galibiyetleri yok.Karşılarında da ligin en çok gol atan ikinci takımı ve evinde kaybetmeyen bir Fenerbahçe… Kontra atak yaparak rakibini devirmeye çalışıyor ama birkaç tane Ceyhun Eriş’in olması gerek gibi… Ataklar sadece teğet geçiyor( başbakanımızı analım).



                       Klasik olacak ama bu saatten sonra güzel futbol beklemek biraz saçmalık gibi geliyor bana. Kaldı ki güzel futbol oynayana ekstra 3 puan da verilmediğine göre fazla çabalamaya da gerek yok gibi. Bakın Trabzonspor’a! .Çok mu güzel futbol oynuyor? Ama ligin ilk sırasında yer alıyor.Dolayısıyla oynanan futbol fazla eleştirilmemeli.

                      Maç bitti bitecek derken gereksiz bir faul ve sonra gelen Alex’in muhteşem frikik golü.Yanlış hatırlamıyorsam Alex’in bu sene attığı ilk frikik golüydü bu. Ama attığı 12 golün de en anlamlısı olduğu kesin. Alex öyle güzel vurdu ki topa, hem Sivasspor’a hem de Lig Tv’ye gol attı.Öyle ki çok pahalı olduğunu düşündüğüm file kamerası paramparça oldu.Son dakikalarda da futbolcuları tatil heyecanı sarınca maçta Fenerbahçe’nin galibiyetiyle tamamlandı.





Göze çarpanlar:

Alex: Yine çok istekliydi.Takımını ipten aldı.
Dia: Bir şeyler yapmaya çalıştı ama kondisyon eksikliği göze çarpıyor.
Niang: Nerede o eski forvet dedirtti. İkili mücadelelerin hepsini kaybetti.

Ceyhun Eriş: Tam bir yetenek. Ama gel gör ki sadece yetenekle büyük futbolcu olunmuyor.

11 Kasım 2010 Perşembe

Rotasyona Devam!


              Ziraat  Türkiye  Kupası’nda  oynanan  Gaziantep  Büyükşehir Belediyespor  Beşiktaş  maçı,  ev sahibinin 1-0 üstünlüğüyle sona erdi. 


              Hepimizin  sokakta en az bir kez  futbol oynamışlığı vardır. Lider ruhlu bir arkadaş, ortaya gelir ve takımı kurar. Oynayacak oyuncuların yerini, fiziki özellikleri belirler. Kilolular genellikle kaleye geçer. Hızlı, çevik oyuncular forvet… Teknik yönden zayıf olanlar ise, kendilerine defansta yer bulur.
            Beşiktaş'ın görüntüsü de aynen bu duruma örnek gibi. Birbirinden kopuk 11 adam. Büyük! Teknik direktör Schuster’in her zamanki değişik kadrosu takımı bu görüntüye sokuyor. Takımdaki kimse yanındaki oyuncunun ne yapacağını bilmiyor. Takımda bir sistem, düzen, plan yok. Defanstan top çıkarmak isteyen oyuncu yardım alamıyor bu durum, rekor seviyede top kayıplarını beraberinde geliyor. Kaptırılan her topta ağır fatura olarak Beşiktaş kalesine kesiliyor.

Beşiktaş, futbol yorumcuları için bir hazine .

              Bazı takımlar vardır. Eleştiremezsiniz. Farklı bir şey yazmak istersiniz yazamazsınız. Her şey mükemmeldir. Ya da takımda fazla eleştirecek bir nokta yoktur. Ama Beşiktaş, öyle mi? Adeta ‘nerem doğru ki?’ diye bas bas bağırıyor.Her oyuncuya bir bölüm ayırsak, en az bir sayfa eleştiri yazabiliriz.Takımda düzgün diyebilecek tek oyuncu bulamıyoruz. Bunda tabi ki sadece futbolcuların suçu yok. Onların da eli mahkum sahaya çıkınca ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar. Ama kafalarında şu var. ‘Acaba gelecek maç oynayabilecek miyim?’ Durum böyle olunca, kimse istekli oynamıyor. Oynamak istese de arkadaşını tanımadığı için bir şey yapamıyor.

Taş gibi takım Gaziantep Büyükşehir Belediyespor

           Beşiktaş önüne 4 as futbolcusundan eksik çıkan Gaziantep ekibi, futbolun gerektirdiği her şeyi yaptı. Kaptığı topları ayağa oynayarak Beşiktaş’ı yordu. 25. Dakikada gelen golle kendilerine güvenleri geldi. Beşiktaş’ın golünün gelmemesi dirençlerini arttırdı. Hadlerini bilerek oynadılar. İmkan buldukça da defans arkasına attıkları toplarla 2. golü aradılar. Golü bulamadılar ama maçı 1-0 kazanmayı bildiler.Sonuç olarak herkesin yanlış bir şekilde kullandığı’rotasyon’ kelimesi Fransızca kökenli bir sözcüktür ve ‘yer değiştirme ‘ anlamı taşır. Ama Bay Schuster’in takımında kimsenin yeri belli olmadığından ya da garanti olmadığından bu kelime tam oturmamış gibi geliyor. Zira Schuster , rotasyon yapmaya değil kendini kovdurmaya çalışıyor. 


Göze çarpanlar:
Ersan: Her geçen gün takıma ısınıyor. Defansta güven veriyor.

31 Ekim 2010 Pazar

Beşiktaş Taraftarının Suçu Ne ?

31-10-2010  Beşiktaş- Sivasspor  Maçı

            Spor  Toto  Süper  Lig’in 10 .  haftasında  Beşiktaş,  kendi  sahasında   Sivasspor’u  1-0  mağlup  etti. 





           4  haftadır  kazanamayan  Beşiktaş  ile  hafta  içinde teknik direktörlüğü  değişikliği  yapan  Sivasspor’un karşılaşmasından  Beşiktaş  galip  ayrıldı.  Ayrıldı  ayrılmasına  ama  taraftarına  da  ecel terleri  döktürdü.  Düşünün Sivasspor  ilk defa  bu kadar  kötü bir durumda  İnönü’ye  geldi.  Sakatlıklar,  teknik  direktör  değişiklikleri  ,  takımdaki kavgalı  futbolcular  takımın  belini  büktü.  Bu durumdaki  takıma  karşı  bile  Beşiktaş  rahat  galibiyet  alamadı.



           Maçın analizini yaparsak aslında  Beşiktaş, maça  1-0  önde başladı. Guti  5.dakikada  İbrahim  Üzülmez  ‘e  öyle  bir  pas attı  ki  benim  diyen kişi  eliyle  o  topu oraya  atamazdı. İbrahim ‘de  ‘  o pasa  böyle  orta gerek’  dedi  ve  Bobo’ya  sadece  dokunmak  kaldı.  Bu  gol  Beşiktaş’ı  biraz olsun rahatlatır düşüncesine kapıldık  ki Sivasspor  atak üstüne atak  gerçekleştirerek  kolay  lokma  olmadığını  gösterdi.  Şunu  önemle  vurgulamamız lazım. Beşiktaş  her kaptırdığı  topta  60-70  metre  geriye  doğru koşarak  hamallık yapıyor. Bu taktik anlayışı  Sivasspor  gibi takımlara  tutuyor  ama  rakip güçlü olunca  ataklar  golle sonuçlanıyor.

Beşiktaş  heyecanı  seviyor

             Dakikalar  22  ‘yi gösterirken  genç Necip takımının 2.  Golünü   kaydetti. Bundan  sonra  maç  bitti diyenler ise  2. yarı başladığında durumun  hiçte öyle  olmadığını anladı. Rıza takımını  öne çıkardı  ve    Beşiktaş defansına  baskı yaptırmaya başladı.  Hal  böyle olunca  günün  yıldızı  diyebileceğimiz  Ersan  ve  İbrahim Toraman  topu oyuna rahat  sokamadı.  Kaptırılan her topta  elektrik,  su olarak  geri döndü!  Elektrik  ,  suyun yanında bir  de  Necip’in  hatası  gelince  fatura  biraz  pahalıya  patladı.  Hava  toplarının  maç boyunca  hepsini  alan Suarez,  Necip’in  davetine  saygısızlık etmedi.

  Ecel  terleri  sel  oluyor

              2.  yarıda  orta  sahanın sahibi tartışmasız  Sivasspordu.  Skor  2-1  de olunca  kendilerine  güvenleri  geldi ve  beraberlik golünü  bulmak için  maç bitene  kadar savaştılar.  Pozisyonda  buldular. Ama sonuca  gidemediler.  Defanstan  doldurdukları uzun  toplarla  Suarez  ve  Mehmet  Yıldız’ı topla  buluşturmaya  çalıştılar.  Bunda da  başarılı oldular fakat  son vuruşlarındaki eksiklik  yüzünden   beraberlikten oldular.





Göze  çarpanlar:
                                   

                                                                                                                                                                 Ersan:  Beşiktaş’ın  genç stoperi sıfır  hatayla maçı tamamladı.  Defansta  bende  varım dedi.
Suarez:  Oyunda  kaldığı sürece  bütün  hava  toplarını aldı.  Beşiktaş  defansına  zor anlar  yaşattı.
Mehmet  Nas:  Yılların eskitemediği  futbolcu  hala  yararlı olduğunu gösterdi.





29 Ekim 2010 Cuma

5.Büyük Bursaspor

29-10-2010  Bursaspor-  Fenerbahçe  maçı
              
              Spor  Toto  Süper  Lig'in  10.  haftasında Bursaspor  kendi   sahasında  Fenerbahçe  ile  1-1 berabere kaldı.
                Öncelikle 2  takımı da  heyecan dolu  bir  maç seyrettirdikleri  için  tebrik  etmeliyiz. Bir  an  olsun heyecanın düşmediği  bir  maç seyrettirdiler  bize. Maça  Fenerbahçe  hızlı başladı.  Özellikler  Alex’in etkili  oyunu  gözlerden kaçmadı.  Alex’in  faul  yaptığını söylersek  ne  demek istediğimi  anlayacağınızı umuyorum…  Alex oynayınca, Emre eksik  kalır mı?  O da  ona  uydu ve  Fenerbahçe’nin 1.  Golü gecikmeden  ‘merhaba’  dedi.

Bursaspor  tempoya  ayak  uyduruyor.

                  Fenerbahçe böyle  oynarken;  Bursaspor ‘da  tabiî ki eksik  kalmadı.   Fenerbahçe’nin  kaptırdığı  toplarla  ani  ataklara  çıktı.  Ama  Volkan Şen’in fizik  açıdan düşük  olması;  Sercan’ın  kolay  top  kaybetmesi  ileride  top  tutmalarını  engelledi.  Kanatlarda  Ali  Tandoğan  alıştığımız   bindirmelerini gerçekleştirmedi.  Hal  böyle olunca  bütün yük  orta  sahaya  bindi  ve maç   uzun topla  pozisyon  arayışlarına  döndü

   Soyunma  odasında   ne oldu?

                   İkinci  yarı daha  istekli bir  Bursaspor  sahaya  çıktı. Bunda  Ertuğrul  Sağlam’ın etkisinin  büyük  olduğunu  düşünüyorum.  Atak  üstüne   atak  gerçekleştiren  Bursaspor  duran  toptan ikinci yarının başında  da  beraberliği  yakaladı.  Turgay’ın aşırdığı  topu Ergiç  güzel  bir  dokunuşla  gole  çevirdi.  Korner  kullanılırken  arka  direkte herhangi bir  Fenerbahçeli  futbolcunun  olmaması da gözlerden kaçmadı.  Zira bu  golü  o  oyuncu  önleyebilirdi. Golden sonra Fenerbahçelilerin  ofsayt  itirazları  da  boşunaydı  . Yardımcı  hakem çoktan  orta  sahaya  koşmuştu.  Maçın sonlarına doğru  maçta orta  saha  diye  bir şey kalmadı.  Top  bir  o kalede  bir bu kaledeydi  . İki  tarafta  bütün  çabalarına  rağmen  golü bulamayınca  da  maçta  zannımca  hakkettiği  skorla  1-1  bitti.

              Göze  çarpanlar:

Yobo:  Defanstaki  performansıyla  her  geçen gün dikkat  çekiyor. Bu haftaki  oyunuyla  da Lugano’ ya  selam  yollamıştır
Emre:  İlk  yarı  oynadığı futbolla  ,  eski günlerini hatırlatmıştır.
Volkan:  Yaptığı kurtarışlarla  kalede  güven vermiş,  maçın yıldızı  olmuştur.
Ergiç:  Bitmeyen  enerjisini  golle süslemiştir.
Ömer:  Bu  adam  defans  oynamak  için  doğmuş  dedirtmiştir.






28 Ekim 2010 Perşembe

Biri Schuster'i Durdursun

 
25-10-2010  Kayserispor  -  Beşiktaş  maçı  


Süper Lig'de 9. hafta Kayserispor-Beşiktaş maçı Kadir Has stadında oynandı. Ev sahibi ekibi Kayserispor uzatmalarda Furkan'ın attığı golle Beşiktaş'ı mağlup etti.

Beşiktaş’ın  maç  öncesi  çıkacak  11’ine  bakanlar  şaşkınlıklarını  eminim gizleyememişlerdir.  Öyle  ki  ;  Beşiktaş  ligin  en  az  gol  yiyen takımına  3 ön  liberoyla  oyuna  başlıyordu.  Karşısında  elbette  ki  hızlı futbolcular  vardı.  Özellikle  Furkan  ve Mehmet  Eren  Beşiktaş’ın  savunması  için  tehlike  oluşturuyordu.  Ama  futbolda  da  gol atmadan  kazanılmıyorudu.

Ernst,  Necip, Fink  3’lüsü

Şöyle  objektif şekilde  baktığımızda  kör  olmayan birçok kişi  bu 3’lünün aynı  tipte  oyuncu  olduğunu rahatlıkla  görebilir.  3’ünün  de hücum organizasyonlarda  önemli şekilde eksikleri var. Bir  yaratıcı özelliklieri  yok. Mücadele  edrek  tutunmaya  çalışan  futbolcular. Hal  böyle  olunca hücum sıkıntısı  yaşamanızda  kaçınılmaz  oluyor.  Hiçbir  şekilde karşı  yarı  sahada  varlık  gösteremiyorsunuz.  Bunda  sakatlıkların olması  göz  ardı  edilemez.  Ama  hiç değilse  tecrübesiz  Onur’un yerine  Yusuf’tan  yararlanılamaz  mıydı diye  düşünmüyor da değiliz. 

Kayseri  makina  gibi


Kayserispor  takım dsiplininden  90 dakika  boyunca  kopmadı. Sabırlı  oynayarak  sonuca gitmeye  çalıştı.  Çok  fazla  pozisyon buldu mu?  Hayır… ama  sabırlı futbollarının ürününü  90+  1  de aldılar.  Şota ,   Türkiye ligi’ni o kadar  iyi  tanıyor  ki takım kurmakta  ve taktik düzenlemekte hiç zorluk  çekmiyor.  Pazartesi  oynanan karşılaşma  da  onlardan  biriydi.  Kendi sahasında  oynamanın  avantajını  iyi  kullanarak  3  puan  almasını  bildi.

Göze  çarpanlar:
-           Schuster:  Türkiye  Lig’ini küçümsemesi  başına  bela açacak  gibi. ‘Rakip kim olursa  olsun ben  bildiğimi  okurum  ‘  tavrı  taraftarın  tepkisini  çekiyor.  Biran  önce Tayfur  Havutçu’dan  bilgi  almasında  yarar  var.
-          Rüştü rençber:  Yaşının vermiş olduğu tecrübeyle  sahaya  emin adımlarla  çıktı. Ama  yaptığı yan  top hatalarıyla  takımına  zor  anlar  yaşattı.
-          Onur:  Genç  yaşta  zorluk derecesi  yükek bir  maça  çıktı.  Fazla hata  yaparak  oyundan düştü.
-          Nihat:  her  zamanki formsuz halini  sürdürdü.  Hayal  kırıklığı yaratmaya  devam etti.
-          Faruk:  ustaca bir  gol atarak galibiyeti  getirdi.

Trabzonspor Horon Tepmeye Devam Ediyor


23-10-2010  Trabzonspor-Gençlerbirliği  Maçı

Spor Toto Süper Lig'in 9. haftasında Trabzonspor, 1-0 geriye düştüğü maçta Gençlerbirliği'ni 3-1'lik skorla mağlup etti.




Bambaşka bir takım

İkinci yarı ise ; takım, Şenol güneş’in gazabına uğramış gibi görünüyordu. Atak üstüne atak gerçekleştiriyor, Gençlerbirliği defansına zor anlar yaşatıyordu. Özellikle Burak’ın istekli futbolu golün gelmesine zemin hazırladı. Nitekim ondan sonra da sonuç çorap söküğü gibi geldi. Son noktaları da yeni transfer Jaja ve Umut Bulut koydu.




Trabzonspor yoluna dolu dizgin devam ediyor. Tutabilene aşk olsun . Ama bu sefer , iki farklı Trabzon izledik. Birinci yarı tutuk, kendine fazla güvenen nasıl olsa yenerim havasında bir takım vardı sahada. Öyle ki, 1-0 yenik duruma bile düştüler. Bile diyorum çünkü karşılarında çok güçlü bir rakip yoktu. Hafta içinde teknik direktörleriyle yollarını ayırmışlardı.

Göze çarpanlar:

Burak YILMAZ: Görünene göre, formayı kapmanın zor olduğunu o da anlamış. Etkili hücum ataklarıyla bende buradayım görüntüsü sergiledi. Gol atması ilerideki haftalar için, moral kaynağı olacak. Çünkü, Burak duygusal tarafı ağır basan bir futbolcu. Bu özelliğinden dolayı bu maç ona ilaç gibi geldi diyebiliriz.

- Geçensene oynanan Trabzonspor- Gençlerbirliği maçının adeta aynısı yaşandı. O maçta da ilk gol Burak’tan son gol Umut Bulut’tan gelmişti.
- Trabzonspor’un gollü sonuçlar elde etmeye devam etmesi.