27 Mayıs 2011 Cuma

Egemen Korkmaz transferi üzerine


             Fenerbahçe’nin birinciliğiyle lig mücadelesi  bitti ama şimdi de transfer mücadelesi başladı.Takımlar,ligin önemli oyuncularını renklerine bağlamak için amansız bir uğraş içerisindeler.Ağızları geçmiş dönemlerde yanmış olacak ki bu sefer bonservisi elinde olan futbolculara yöneliyorlar.Bu yazı yazılmadan önce Selçuk İnan Galatasarayla,Egemen Korkmaz Beşiktaşla anlaşmıştı.İki futbolcunun da bonservisinin elinde olması bu transferlerin hızlı gerçekleşmesine yardımcı oldu.
            Bu yazıda Egemen Korkmaz transferine değinmek istiyorum.Beşiktaş,şampiyon olduğu 2002-2003 sezonundaki defans kurgusunu malumunuz hiçbir zaman bulamadı.Zago,Ronaldo gibi güçlü yetenekli  defans oyuncularına sahip olamadı.Gelen transferlerde onları anmamıza neden oldu.Ferrari,sahalardan daha çok Ortaköy sokaklarında görüldü.Sivok gereksiz kart görmeleriyle,sakatlanmalarıyla güven vermedi.İbrahim Toraman,her ne kadar iyi niyetli olsa da ‘Beşiktaş’ın defansı mı acaba’ diye şüphelenmemize neden oldu.
            Egemen Korkmaz transferi defanstaki bu açığı kapatmaya yönelik bir transfer gözükse de;isabetli bir hareket olarak gözükmüyor.Evet kime sorsak “Güçlü,çalışkan,hırslı” cevabını alıyoruz.Fakat bildiğiniz gibi bu özelliklerin  yeterli olmadığını birçok örnekte gördük.Beşiktaş’ın ayağına hakim bir defans oyuncusuna gereksinime ihtiyacı var.Egemen’in teknik özellikleri bunu karşılamıyor.İbrahim Toraman da aynı özelliklere sahip.Egemen,orta sahaya oyun kurma konusunda yardımcı olacak vasıflara sahip değil.Tamam,Türkiye liginde gücün çok önemli olduğunu bana Lugano örneğini vererek anlatabilirsiniz.Ama Avrupa’da o Lugano’nun ne hallere düştüğünü anlatamazsınız.
             Şu bir gerçek ki; artık şu anlayış yıkılmalı.Sokak aralarında top oynarken iri yarı,yeteneği kısıtlı arkadaşları defansa ;futboldan hiç anlamayanları kaleye aldığımız günler geride kaldı.Büyük (ekonomik,sportif)bir takım olmak istiyorsak yetenekleri birbirine yakın ilk 11 kurmamız gerekiyor.Bu ister defans olsun,ister forvet…Bunu yapmak için de tekniği yüksek defans oyuncuları bulmak zorundayız.Egemen’i sırf bonservisi elinde diye transfer etmek sadece “yaptım oldu” anlayışının göstergesidir.Kısa dönemlik bir planlamanın ürünüdür.Bu hareketlerin ileride takımları nasıl zor durumda bıraktığı unutulmamalıdır.(tazminat ödeyerek yollamalar)Bazılarınızın “Beşiktaş seneye 3 kupada mücadele edecek kadro genişliği lazım” dediğinizi biliyorum.Fakat sırf kadro genişliği için takımı ekonomik darboğaza sokup gençlerin önünü tıkamak ne kadar doğru onu da sizin vicdanınıza bırakıyorum.

19 Mayıs 2011 Perşembe

Tayfur Havutçu doğru seçim mi?



Futbol yaşamına Almanya’da başlayan Tayfur Havutçu, profesyonel olarak sahalara SV Darmstadt 98 forması ile adım attı. 2. Bundesliga ekibi Darmstadt'ta ilk maçına 7. hafta maçı olan Wuppertaler SV karşısında çıktı.Sonrası ise bildiğiniz gibi.”Almanya’da futbol yaşamına başlayan her Türk bir gün Türkiye’ye dönecektir” tezini doğrulayarak 1993-1994 sezonu başında yöneticilerin isteğiyle Fenerbahçe SK'ya transfer oldu. Teknik direktör Alman Holger Osieck döneminde takımın önemli isimlerinden biri oldu. 29 Ağustos 1993'te İzmir'de oynanan Altay maçı ile ilk kez resmi olarak Fenerbahçe formasını giydi.
             Tayfur Havutçu  orta sahada görev yapıyordu.Tipik bir Alman dsipliniyle mücadele ediyordu.Ondan kıvrak hareketler bekleyip asist ummak hayalcilikti.Ama aldığı görevi kusursuz yerine getirirdi.Daha önce de dediğimiz gibi tipik bir Alman tarzı futboluna sahipti.Futbol yaşamına daha sonra Kocaelispor’da devam eden Havutçu,burada Mustafa Denizli ile çalışma fırsatı buldu.İki sezon Kocaelispor tecrübesinden sonra ise adının bütünleştiği Beşiktaş’a transfer oldu.
            Aynı zamanda dönemin Beşiktaş Başkanı Süleyman Seba’nın akrabası olan milli futbolcu,Beşiktaş’da sayısız başarılara imza attı.Takımın sevilen kaptanı olmayı başardı.Mütevazi olması,çalışkanlığı,uyumluluğu her zaman dikkat çekti.Artık Beşiktaş’ın çocuğu olmuştu.
          Futbolu bıraktıktan sonra,antrenörlük kursuna giden Havutçu,Mustafa Denizli ile tekrar çalışma fırsatı buldu.Mustafa Denizli’nin rahatsızlanması sonrası  yerine geçen Bernd Schuster’in de başarısız olması,Tayfur Havutçu’yu takımın başına geçmesini sağladı.
        Şimdi ise,2+1 anlaşma sağlandığı konuşuluyor(yazı yazıldığında imzalandı)Ben bu konuya oldukça temkinli yaklaştığımı belirtmek isterim.Gerekçelerimi ise şöyle sıralayabilirim:
-Kayseri’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile oynanan maçta, Ortaköy sokaklarında gezer gibi sahada dolaşan Guti’ye dakikalarca tahammül etmesi.Maçı seyreden 7 yaşındaki çocuğun bile gördüğünü görememesi ya da görmek istememesİ benim kafamda soru işaretleri oluşmasına neden oldu.İlerisi için tehlike işareti olarak gözüktü.Q7,Simao,Almeida,Forlan(gelirse),Fernandes gibi yıldız!  oyunculara acaba Tayfur Havutçu sözünü geçirebilecek mi? En büyük sorun olarak göze çarpıyor.
-Bu takım zamanında Ertuğrul Sağlam’ı,Rıza Çalımbay’ı da takımın başına getirdi.Sonuçlarını hepimiz biliyoruz.Onlar da Beşiktaş’ın çocuğuydu( ne demekse).Ortada bir zaman sorunu vardı.İkisi de pişmeden takımın başına geldi.Camiayı kaldıramadılar ya da kaldırmalarına izin verilmedi .Kimse oraya bakmaz.Sportif başarıya bakar.O da maalesef yoktu.
-Acaba taraftar sabredebilecek mi?”Beşiktaş’ın çocuğu Tayfur Havutçu” umarım başarısızlıklar sonrası başka bir çocuk şeklinde anılmazJ
-Yönetim.2+1 sözleşme imzaladı ama hala bende güven uyandırmadılar.Arkasında duracaklarını sanmıyorum.Teknik direktör arayışları devam ediyor.Havutçu’nun yardımcı olarak kalacağı yönünde duyumlar geliyor.Zaman bize bu konuda yardımcı olacak gibi.
         Yukarıda çizdiğim durum karamsar olabilir.Keşke bu duruma daha iyimser bakabilsem ama yaşadığım tecrübeler beni böyle düşünmeye itiyor.Malesef Tayfur Havutçu,güven uyandırmıyor.Beşiktaş’ın Avrupa başarılarının gelecek mimarı olarak durmuyor.Peki sen kimi düşünüyorsun? Diye sorduğunuzu biliyorum.Ben klasik olacak ama yerli hocadan yanayım(Tayfur Havutçu dışında) Eğer sağlık sorunları el verirse Mustafa Denizli’nin dönmesi taraftarıyım.Bu kadroyu anca o kaldırabilir.Yabancı konusunda ise tercihim tabiki Lucescu’dur.