22 Eylül 2011 Perşembe

5 DAKİKALIK BEŞİKTAŞ

               Maçın başlamasına saatler kala başlayan yağmur,bardaktan değil sürahiden boşalırcasına olmasına rağmen Bursa stadını etkilemiyordu.Yiğidi öldür ama hakkını yeme.Bursa yönetimi İngilteredeki stadları aratmayacak kadar güzel bir saha yapmış.Atatürk Stadı çimleri bir su geçirmeyen halıyı andırıyordu.

             Yağmur seyircileri etkilemiş ama futbolculara dokunmamış.İki takım da açık bir futbol anlayışıyla sahaya çıktı.Fakat golü bulan taraf Bursaspor oldu.7. dakikada Bangura, golü attı.25.dakikada da kendini attırdı.

            Kırmızı karttan sonra, dün oynanan Karabükspor-Galatasaray maçının devamını izler gibi olduk.Beşiktaş,1 saat eksik oynayan rakibine karşı tek ciddi pozisyon bulamadı.Şut dahi çekemedi.Bursaspor defans oyuncuları İbrahim,Wederson,Basser ve Serdar resmen rakibe karşı sur çektiler.Kanatları kapatarak kontra atağa kalktılar.Bu taktiği de gol gelene kadar başarıyla sürdürdüler.

                   “Kazanan her zaman haklıdır” derler ama dünkü karşılaşma Carvalhal’in ne kadar şanslı bir teknik direktör olduğu gerçeğini değiştirmez. Portekizli teknik adam,her maç defans kurgusuyla oynuyor.Bu sefer Egemen sol bek oldu.Sivok uzun bir aradan sonra ön libero oynadı.İsmail Köybaşı,kendini sol açıkta buldu.Hal böyle olunca Beşiktaş golü kalesinde erken gördü.Her hafta söylemekten bıktık ama bir takımda en son oynanacak yer defanstır.En ufak bir hatanın golle sonuçlanabileceği bölgede bu kadar arayışa geçmek intihardır.

                    Bireysel performanslara bakarsak,Simao geldiğinden beri en kötü oyununu oynadı.Bütün tercihleri yanlış yöndeydi.İsmail Köybaşı’nın 2 asistle maçı tamamlaması kimseyi kandırmasın.O dakikalara kadar saç baş yoldurma görevini eksiksiz yerine getirdi.Q7,bal yapmayan arı gibiydi ve istediklerini yapamayınca futbol yerine karate sporunu seçti.Onu bu duruma bence ligin en iyi sol beki Wederson’un karşısına koyan Carvalhal soktu.

                   Tam maç bitti;sabaha kadar oynansa Beşiktaş sabaha kadar oynasa gol atamaz dediğimizde Q7 oyundan atıldı ve oyunun kaderi bir anda değişti.Fernandes ve Simao’nun da çıkmasıyla sahada Portekizsiz kalan Beşiktaş ardı ardına 2 gol buldu.Sonraki dakikalarda da gol olmayınca “5 dakikada Beşiktaş” sözü hayat buldu.

Göze batanlar:

Gökçek Wederson:Yenilen gole kadar mükemmel bir performans sergiledi.Yeri geldiğinde golleri kesti,yeri geldiğinde gol arayışına destek verdi.Q7’ye göz açtırmadı.Yıllardır Balta sorunu yaşayan Milli takıma göz kırptı.
Aurelio: Onun için gizli kahraman desek yanlış olmaz.Topla fazla oynamıyor ama topsuz alanlarda harikalar yaratıyor.Takımını rahatlatıyor.

Sınıfta kalanlar:

Bangura: Takımnı öne geçirdi sonrasında yalnız bıraktı.Ne yapmak istediğini kimse anlamadı.
Simao: Geldiğinden beri en kötü performansını sergiledi.Bütün pas tercihlerini yanlış kullandı.
Q7: İstediklerini yapamayınca kırmızı kart görerek takımını yalnız bıraktı.

Carvalhal: Portekizli teknik direktörün şansı yanındaydı.Defansta sürekli arayış içerisinde.Vatandaşları başına dert açacak gibi.Takımda hala otorite değil.Veli kavlak ısrarı yanlış.Holosko’yu kazanmak istemiyor görünene göre.

21 Eylül 2011 Çarşamba

TATSIZ TUZSUZ BİR MAÇ

              Açıkçası kadrolar açıklandığında bol gollü bir karşılaşma beklediğimiz maç,Muslera’nın 10. Dakikasında kırmızı kart görmesiyle başka bir hal aldı.Muslera: “Cenk Gönen’den benim neyim eksik ?” diyerek kalesini boşalttı.Değme karetecilere taş çıkartırcasına rakibini yere serdi.Doğal olarak da kırmızı kart görerek takımını yalnız bıraktı(maçın spikerinin dahil olduğu birçok kişi mutlak gol pozisyonu nedeniyle kırmızı kart gördüğünü sandı ama ondan kaynaklanmıyordu)
İki takım teknik direktörü maçı kazanmaya yönelik kadro sahaya sürdü.Ama iki takım da orta sahanın önemini unuttu.Hal böyle olunca 90 dakika orta saha mücadelesi olmayan bir mücadele halini aldı.

             Karabükspor sanki kırmızı kartı görmüş gibi bir oyun sergiledi.Golün geldiği 72.dakikaya kadar rakip kalede pozisyon bulamadı.Aslında Karabükspor sahada sayısal olarak üstün değildi.Mehmet Çakır ve gittiği hiçbir takımda beklenilen patlamayı! Yapamayan İlhan Parlak gereksiz yer kaplıyordu.Cernat, tek başına bir şeyler yapmaya çalıştı ama arkadaşları ona ayak uyduramadı.Cernat’a ayrı bir paragraf açmak lazım.Geçtiğimiz yıl ayağı kırılan oyuncu bu seneye muhteşem dönüş yaptı.Oyunda kaldığı sürede mükemmel bir oyun sahaya koydu.Bu haliyle 3 büyüklerde rahatlıkla oynayabileceğini belirtmek isterim.

                    Galatasaray ise,10 kişi kalmasına rağmen,rakibinden daha çok gol pozisyonuna girdi.Kazım diğer maçlara göre daha istekliydi ama bal yapmayan arı misaliydi.Sercan ve Elmander birbirinden kopuk bir görüntü sergiledi.Kanat organizasyonları hiç yoktu desek yanlış bir tespit yapmış olmayız.Galatasaray’da bir lider eksikliği fazlasıyla hissediliyor.Sarı-kırmızılı ekibin dümeni kırık ve savrulmaya meğilli.

                  Karabükspor Teknik direktörü resmen maçı kazanmamak için elinden geleni yaptı.Takımı geriye çekti.Çıkardığı kadro yanlıştı.Aynı tipte oyuncu olan,Mehmet Çakır ve Cernat’ı oynattı.Her şeye rağmen takımı öne geçti ama acemice yapılan bir hata yüzünden beraberliğe razı oldu.

                 Maçın dönüm noktası kırmızı kartın olduğunu söyleyebiliriz. Belki de bol gollü bir karşılaşma izleyecektik ama karttan sonra hem biz hem takımlar uykuya daldık.Hal böyle olunca da ortaya tatsız tuzsuz bir maç izlemek zorunda kaldık.

Göze Batanlar:

Florin Lucian Cernat:Tam bir maestroydu.Onu izlemek büyük bir keyifti.
Armand Deumi Tchani: Galatasaray’ın bütün ataklarında duvardı.Hatasız bir oyun sergiledi,takımını rahatlattı.

Sınıfta kalanlar:

Mehmet Çakır: Ne yaptığını ya da yapmak istediğini biz anlayamadık.Takımını eksik oynattı.
Yücel İldiz:Karabükspor Teknik Direktörü maçı kaybetmek için elinden geleni yaptı ama başaramadı.Bir Teknik Direktör nasıl olunamaz? Dersini verdi.
Sercan Yıldırım: Saç baş yoldurma görevini Galatasaray’da sürdürmeye devam ediyor.



Bünyamin Gezer: Maçtaki tek doğrusu kırmızı karttı.Fakat o kartta kafasını karıştırdı.Verdiği faul kararları Galatasaray lehineydi.Shelton’a yapılan penaltıyı  es geçti.

19 Eylül 2011 Pazartesi

FARKLI BİR BEŞİKTAŞ

             Forvet oyuncularının sakatlıklarıyla sorunlar yaşayan Beşiktaş,Ankaragücü maçına farklı bir takımla çıktı.Evet bu maçın, kilit sözü “fark”.Farklı olması Beşiktaş’ın oyun anlayışı ve kadrosundan kaynaklanıyor.Carvalhal , defansta bu maçta Sinei ve Egemen ikilisine görev verdi.Egemen yine vardı fakat yanındaki arkadaşı değişmişti.
Bu tercihi riskli bulduğumu belirtmeliyim.Takımın her bölgesiyle oynayabilirsiniz.Fakat en önemli  ve tehlikeli bölge olan defansta yapacağınız değişiklikler başınıza iş açabilir.Birbirini tanımayan Sidnei ve Egemen’de de aynı sorunları ilk yarım saatte gördük.Rakibin zayıf olması skoru değiştirmedi ama ilerisi için de iyi bir ışık vermedi.

                 Beşiktaş,maçın başından sonuna kadar üstün bir oyun sergiledi.Rakibin kötü durumda olması, bu durumun böyle olmasını sağladı ama Beşiktaş Macabi maçının tersi bir oyun anlayışıyla sahadaydı.Bu sefer yıldızlarının ayaklarına bakmıyordu.Takımda yardımlaşma üst seviyedeydi.Q7,geldiğinden beri herhalde en çok bu maçta koşmuştur.Herkesin oynamasını beklediği Pektemek’in yerine oyuna ilk 11’de başlayan Edu,bütün topları olumlu kullandı.Arkadaşlarına pozisyon yarattı,çapraz koşularla stoperleri şaşırttı.

              Ankaragücü,yaşadığı büyük sıkıntılardan dolayı genç  ve tecrübesiz bir takımla sahaya çıktı.Takımın başına yeni geçen Ziya Doğan zor bir maç olacağını ve zamana ihtiyaçlarının olduğunu maç başında söylemişti.Sarı-lacivertli takım maç boyunca fazla atağa çıkmadı ya da çıkamadı.Ama Cenk’in büyük hatasıyla beraberliği yakalayarak umutlandılar.Unuttukları ve beklemedikleri bir şey vardı.O da bir defans oyucusu olan Sidnei’in 2 gol atmasıydı.

            Aslında bu maç,çok fazla ölçü olmamalı.Beşiktaş hala sıkıntılı bir oyun anlayışı içerisinde.Carvalhal,takımla çok fazla oynuyor ve yanlış yerlerde arayış içerisine giriyor.Perşembe oynanacak Bursaspor maçı,çok büyük bir sınav olacak.Bu maçta farklı bir oyun anlayışı içerisinde olan Beşiktaş bakalım zorlu deplasmanda nasıl bir oyun ortaya koyacak?

Göze batanlar:

Q7:Transfer olduğundan beri en fazla koştuğu maç oldu.Kaptanlık, bazı sorumluklar yüklemiş.Takımı daha fazla sahipleniyor.
Fernandes:Tam bir joker.Yeri geldiğinde atakta tehlike yaratıyor.Yeri geldiğinde defansta sigorta oluyor.

Turgut Şahin:Genç oyuncu basmadık yer bırakmadı.Defans arkasına atılan her topta Beşiktaş kalesinde tehlike yarattı.Defansa gelip arkadaşlarına yardım etmeyi de unutmadı.İlerisi için ışık verdi.

16 Eylül 2011 Cuma

TAKIM OLMAK

             Gönül ister ki düdük değmemiş bir maç yorumlayalım ama bazı hakemler yüzünden bu mümkün olamıyor.Kuşkusuz Fenerbahçe’li futbolcuların çok büyük emekleri var fakat bazı eyyamcı hakemler yüzünden onlar bile gölgede kalıyor.
             Maça gelirsek,maçtan önce kime sorsak bu maçın zorlu geçeceğinden hemfikirdi.Burada şu oynadı şu oynamadı,şu taktikle oynadı şu taktikle oynamadı diye kafanızı karıştırmak istemem.Sonda söyleyeceğimizi yine başta söyleyelim.Fenerbahçe gerçekten takım olmuş!
           Takımda herkes görevini eksiksiz yerine getiriyor.Orta alanın kalabalık olması oyun hakimiyetini kolaylaştırıyor.Mehmet,Selçuk,Baroni Alex’in koşu eksikliğini kapatıyor.Kanatlar istediği gibi çalışınca da poziyonlar zenginleşiyor.

Ziegler Farkı!

           2 yıldır İsmail Köybaşı’na muhtaç kalan Beşiktaş’ın Fenerbahçe yönetimini örnek alması gerekiyor.Santos’u sattıktan sonra,kısa bir sürede Ziegler’le anlaşan yönetim 2 hafta da gördüğümüz kadarıyla büyük iş başarmış.Ziegler sanki 40 yıllık Fenerli gibi oyun sergiliyor.Bu akşamda yaptığı bindirmeler sayesinde Fenerbahçe pozisyonlar buldu.
           Gaziantepspor ise tanınmayacak kadar kötüydü.Olcan geçen seneden kaldığı yerden devam ediyor.Danny için de aynı şeyi söyleyebiliriz.Ama  Wagner ve Cenk Tosun için aynı şeyleri söyleyemeyiz.Tolunay Kafkas, Cenk Tosun’a 90 dakika dayandı ama Wagner’e dayanamayarak oyundan aldı.Gaziantepspor,ligin güçlü ekiplerinden biri.Geniş bir kadroları var.Ama bloklar arasındaki mesafe çok fazla.Resmen orta sahasız oynuyorlar.Defans her atakta yalnız kalıyor.Tolunay Kafkas,her sezona böyle başlıyor.Ama sezon ortasında takım oturmaya başlıyor.
Sonuç olarak Fenerbahçe,tecrübesi ve takım olmasının verdiği avantajla kazanmasını bildi.Çok iyi bir futbol oynadı mı? Hayır.Ama zorlu deplasmandan 3 puanla dönmesini bildi.


            Hakem Notu:Hem Fenerbahçe’nin hem Gaziantepspor’un bir penaltısı verilmedi.Verilen penaltı da eyyamcılığın simgesiydi.Madem penaltı verildi neden kırmızı kart es geçildi?Kartlardaki istikrarsızlık göze çarptı.Hakemin fifa kokartlı olması ve böyle performans göstermesi düşündürücü.

SKOR ALDATMASIN!

              Günler öncesinden konuşulmaya başlayan Beşiktaş-Maccabi Tel Aviv maçı siyah beyazlıların galibiyetiyle sonuçlandı.Bu kadar konuşulmasının nedeninin futbolla alakası yoktu.Sadece futbola,siyasetin nasıl girebileceğinin bir örneği verilmek isteniyordu.Bu görevi de medya eksiksiz yerine getirdi.Aslında sadece bu maç için, bir makale yazabilirim.Üstelik içinde futboldan bahsetmeyerek.Bu durum bile, ülkemizdeki spor-siyaset-medya üçgenini gözler önüne serer.


                Neyse,biz maça dönüp bunları görmezden gelirsek; Hafta içinde Beşiktaş, Eskişehirspor mağlubiyetiyle moral bozukluğu içerisindeydi.İbrahim Toraman’ın cezası nedeniyle oynamaması Ekrem Dağ’ı akla getirdi.(Bunu Eskişehirspor- Beşiktaş karşılaşması sonrasındaki yazımda belirmiştim) O da bu görevi,başarılı bir şekilde yerine getirdi.Ama  Ekrem Dağ’ın daha fazla forma şansı bulması gerekiyor.Çünkü,oynadıkça form yakalayan bir yapısı var.Tıpkı Holosko gibi.
               Dakika 3.te golün gelmesi Beşiktaş için bir şans olarak görülmeli. İlk 45 dakikaya bakarsak ne demek istediğim daha rahat anlaşılır.Sİmao,Q7 ve Necip resmen bu ilk yarıda yoktu. Bakın Q7’nin ayağının dışıyla jeneriklik bir asist yapmasına rağmen bunu söylüyorum. Portekiz’linin ciddi anlamda dsiplin sorunu var. Defansa yardım etmiyor, pas tercihleri hatalı ve bunlardan ders almıyor. Zaten bunları yapsa Beşiktaş’ta olmazdı dediğinizi duyar gibiyim. Ama bunlar Beşiktaş’ın başını ağrıtıyor. Beşiktaş bu yıldızlarıyla maçlar alabilir katılıyorum .Ama ligdeki çoğu maçta sıkıntı yaşar. Tıpkı dün olduğu gibi. Oyunu açacak,rahatlatacak,pozisyon yaratacak adam eksikliği hissediliyor. Bunu Fernanades canı istediği zaman yerine getiriyor.Onun dışında takım eski can sıkıcı havasına bürünüyor.Necip,ikinci yarı yeri değiştirilince kendine geldi ve takımın galibiyetine katkı sağladı.Ama hala eski görüntüsünden uzak.Aurelio bildiğimiz gibi.Görev verildiğinde onu eksiksiz yerine getiriyor.Dün de 1 gol 1 asistle oynadı.
Beşiktaş’ın kadrosuna baktığımız zaman en kalabalık nüfuzun orta alanda olduğunu görüyoruz.Bence Ernst,Aurelio ikilisi ön libero olarak oynamalı.Guti’nin poziyonunda Fernandes’e şans verilmeli.Defans sağlam olursa bu takım illa ki yıldızlarıyla gol bulacaktır.En kötü berabere kalacaktır.Onun için takıma defans olgusunun oturtulması ve fizik gücü arttırmak gerekiyor.

                Sonuç olarak Beşiktaş,Avrupa kupalarına farklı! başlangıç yaptı.Ama başta söylediğimizi yine söyleyelim.Sonuç kimseyi aldatmasın.Beşiktaş’ta sorunlar hala devam ediyor.Rakibin gardının düşmesi ve zayıf olması bu sonucu doğurdu.Takımın acilen toparlanması gerekiyor.

12 Eylül 2011 Pazartesi

KARTAL YALPALAYARAK UÇUYOR

      Ağustos’ta başlaması gereken lig nihayet bir Beşiktaş maçıyla başladı.Şike,teşvik,çete üçgeninde geçen 2 ay sonunda futbola ne kadar döneriz muamma ama özlediğimiz bir gerçek.
Rakiplerine oranla zorlu bir fikstür çeken Beşiktaş bu hafta ligin güçlü ekiplerinden Eskişehirsporla karşılaştı.Guti’siz geldiği deplasmandan da eli boş döndü.Burada 4-4-3,5-3-2 gibi ne olduğu belirsiz sistem safsatalarına girmeyeceğim.Bunları konuşanların da bu sistemlere çok inandığını da sanmıyorum zaten.Maç başladığında kimse “Aaaaa !!! ben 4-4-3 ‘ün 3’ünden biriyim.Ne işim var defansta?” dediğini de sanmıyorum.Onun için de hiçbir teknik direktörü bu sistemle oynadığı diye eleştirmiyorum.Eleştirdiğim nokta,sadece seçilen oyunculara yönelik olacak.En sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyelim.Özellikle bu maç göstermiştir ki; Veli Beşiktaş’ın ilk 11’inde oynayacak bir futbolcu özelliklerinde değildir.Maç boyunca ne yaptığı anlaşılamayan Veli,Simao’nun da oyununu bozdu.Her ani atak da Beşiktaş kalesinde tehlike yarattı.Neyse ki Egemen ilk maçında mükemmele bir yakın performans gösterdi ve takımını oyuna ortak etti.
                  Bu maç gösterdi ki,Beşiktaş’ın sıkıntısı oldukça büyük.İşin kötü yanı da kısa vadede çözüleceğe de benzemiyor.Takımda dsiplinsizlik en büyük problem.Q7 başına buyruk oynuyor.Pas tercihleri,defansa yardım etmeyişi göze batan olumsuzluklar.Fernandes,büyük yetenek.Aman saman alevi gibi.Bir var bir yok.Ernst’in,Aurelio’nun suçu ne diye sormadan edemiyor insan.İbrahim Toraman’dan futbolcu olur mu bilmem ama sağ bek olmayacağı kesin.Maç boyunca ne defans ne de hücum yapabildi.o bölgede Avusturya milli takımının sağ beki de olan Ekrem Dağ’ın olduğunu biri Carvalhale anlatmalı.Hilbert,Tanju da alternatif olabilir.
                 Fizik olarak baktığımız da ise 2 ay sanki takım Tayfur Hocayla Metris’te yatmış gibi.60.dakikadan sonra kimsenin koşacak dermanı yok.Enerjisi bitmez dediğimiz Necip bile skorboard a bakıyor.Hal böyle olunca da yenilgi kaçınılmaz oluyor.
Eskişehirspor ise, takımın iskeletini geçen sene kurmuştu.Bu sene de oldukça iyi transferler yaparak takımı daha da güçlendirdiler.Yedek kulübelerine bakmamız ne kadar geniş kadroda olduklarını gösteriyor.Özellikle Dede transferi tam nokta transfer.Maç boyunca deneyimli oyuncu Q7’ye göz açtırmadı.Sezgin ie istikrarlı futbolunu bu sezon da devam ettiriyor.Alper’in enerjisi de takıma güç katıyor.Genç Batuhan’ın da kendini futbola vererek eski takımına gol atması herhalde en çok onu sevindirdi.

             Sonuç olarak Beşiktaş hiç iyi bir görüntü vermedi.Problemler kolay çözülecek cinsten değil.Masaya yumruğunu vuracak adam eksikliği oldukça hissediliyor.Portekizliler takımı ele geçirmiş gibi.Q7’nin Carvalhal’e yaptığı hareketler bu tezimizi kuvvetlendiriyor.Maçın skoru gösteriyor ki kartal yalpalayarak uçuyor.